WHEN IN ROME

75 dakika. 

21 Kasım

20.30

Ekip

GALATAPERFORM | PLATFORM 0090
Ortak Yapımcılar: GalataPerform, Platform 0090, Theater Onderhetvel
Yazan: Öznur Yalgın 
Konsept ve Yöneten: Mesut Arslan 
Sahne ve Kostüm Tasarımı: Defne Parman, Mesut Arslan 
Işık Tasarımı: Turan Tayar 
Reji Asistanı: Defne Parman 
Oynayanlar: Ersin Umut Güler, Pervin Bağdat, Sermet Yeşil, Yeşim Özsoy 
Proje Asistanı: Nermin Sayın  
Stajyer: Tuğçe Şahin
Teşekkürler: Tuğçe Tuna Ulugün / Mimar Sinan Ünivertesi Modern Dans Bölümü

21. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında.

Mesut Arslan/Galata Perform/Platform 0090

Yalnız yaşayan genç bir kadın, bir aile apartmanına taşınır. Bir gün erkek arkadaşı ziyarete gelir. Sonrası kişisel alan, ikiyüzlülük, bastırılmış cinsellik üzerine tanıdık bir hikâye... Oyun kişilerinin iç sesleri ve çarpıcı jestlerinin yanı sıra ışık ve sahne tasarımı seyircinin; aşina olduğu bir hikâyeyi, alışık olmadığı bir sahne diliyle izlemesine ve yeni tecrübeler edinmesine aracı olacak. 

Mesut Arslan’ın kendi diliyle: “Muhafaza etmek yüzyıllarca kültürü, iyiyi, güzeli, lezzeti korumak adına var olmuştur! Unesco’nun dünya tarihini koruma çalışmaları, kaybolan yemek kültürlerini yeniden var eden Slow Food gibi çalışmalar günümüze kadar gelen iyi örnekleridir.  Ama her şeyde olduğu gibi aşırı muhafaza etme güdüsü günümüzde ölümcül zararlar verir insanoğluna. Mesela önceleri tuz, şeker ve sirke ile muhafaza (konserve) edilen yemekler ve içecekler artık çok daha kimyasal olan E220, E314, E651 gibi tanınmaz hallerde insanlara başta kanser hastalığı olmak üzere aslında daha çok zarar veren bir hal almıştır. Tarihte ise muhafazakârlık kurgusu altında tüm Dünya’da insanlığın kanıyla yazılmış birçok savaş ve kitlesel/bireysel olay yaşanmıştır. Bizim tarihimizde en uç olaylardan birisi de Osmanlı’da 3. Murat döneminde bir cuma fetvasından sonra ahalinin Galata ve çevresinde İstanbul’daki tüm maymunları dar ağacına asıp idam etmeleri ve haftalarca sallandırmalarıdır.” 

İlk kez Yeni Metin Yeni Tiyatro Festivali 2’de oyun okuması olarak Mesut Arslan’ın sahneye koyduğu, genç oyun yazarı Öznur Yalgın’ın metni çağdaş bir yorumla sahneye aktarılıyor. Enstalasyon yaklaşımıyla ele aldığı oyunları, performatif ve yaratıcı oyunculuktan beslenen ortak bir çalışma yöntemiyle tasarlayan yönetmen, tıpkı “Oda ve Adam”, “Aldatma”, “Gizli Yüz” gibi oyunlarında olduğu gibi, seyirciye beklenmedik anlar yaşatacak. Buna oturma düzeni de dahil! 

Eğer muhafazakâr bir tavırla yaklaşırsak tiyatroya ve bunu tiyatronun içinde bir enstalasyon olarak yerleştirirsek o zaman insan olarak daralan özgürlük alanlarımızı ya da topyekûn kaybolan alanlarımızı nasıl yansıtırız/tercüme ederiz sahneye? Ya sahneye yer kalmazsa? Koltuklar, seyirciler stenografi olursa, hepimiz bir salonda değil de bir evin odalarındaysak ve git gide tek bir odaya sıkışırsak…